Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

ÇIKRIKKAPI YAYLA ŞENLİĞİ BAŞLIYOR

ÇIKRIKKAPI YAYLA ŞENLİĞİ BAŞLIYOR

Yağlıdere-Alucra güzergahında ve Kırkharman’da bulunan birçok kiliseler, kemer köprüleri, hanlar ve Çıkrıkkapı’da bulunan 6,5 km. uzunluğundaki surlar yörenin en güzel tarihi miraslarını oluşturuyor.

8 Temmuz 2009 08:22
font boyutu küçülsün büyüsün


11 Temmuz 2009 Cumartesi Günü onuncusu düzenlenecek olan  Çıkrıkkapı Yaylası Kültür ve Sanat Festivali Yağlıdere’nin Akpınar Köyü’nde bulunan Çıkrıkkapı Yaylası’nda yapılacak.

Şenlikle ilgili bir açıklama yapan Rahmi Köksaldı, tüm Giresunluları festivale çağırdı.

Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından birinin turizm olduğuna değinen Köksaldı, denizlerin kirlenmesiyle birlikte, insanların havası temiz ve oksijeni bol olan, orman ve yayla turizmine yöneldiğini kaydederek,  “Buna birde küresel ısınmayı ve çevre kirliliğini de eklersek yöremizin doğa ile iç içe olması, ilimizin her yönü ile yaşanacak bir yer olduğunu kanıtlamaktadır” dedi.

Giresun’un Türkiye’nin en güzel coğrafyasına sahip olduğunu belirten Köksaldı, bölgenin dağları ve yay­laları ile her türlü doğa etkinliklere ve turizme elverişli olduğunu belirterek, Giresunluların bu olanağı çeşitli etkinliklerle, yayla şenlikleri ve festivallerle değerlendirdiğini, yayla turizmini yurt çapında tanıtmayı, hatta uluslararası ortama yaymak istediklerini dile getirdi.

Bölgemizin her yöresi önemli olmakla birlikte yöremizde bulunan Yağlıdere-Alucra güzergahında ve Kırkharman’da bulunan birçok kiliselerin, kemer köprülerin, hanların ve Çıkrıkkapı’da bulunan 6,5 km. uzunluğundaki surların yörenin en güzel tarihi mirasları olduğunu belirten Köksaldı,   tarih ve kültürü yansıtan bu eserleri tanıtmak ve bu değerlerden yararlanmak için bugüne kadar yapılan çalışmaların yetersizliğine değindi.

İnsanların geçim sıkıntısı nedeniyle, gurbete göç ederek gittikleri yerlere uyum sağlamak zorunda kaldığından gelenek,  görenek, örf, adet ve kültürlerini unuttuğunu belirten Köksaldı, bu nedenle Çıkrıkkapı Yaylası’nda her yıl olduğu gibi bu yılda yayla şenliği düzenleyeceklerini söyledi.


Çin seddinden sonra dünyada koruma amaçlı olarak yapılan ikinci büyük yapıt Giresun’da Çıkrıkkapı yaylası sınırlarında yer alıyor

Yöre halkının 'Hacı Abdullah Duvarı' olarak adlandırdığı Çıkrıkkapı taş duvarının, dünyada Çin Seddi'nden sonra koruma amaçlı olarak yapılan ikinci büyük yapıt olduğu belirtiliyor
Duvar 400 yıl önce inşa edilmiş Sadece bir kapısı olan 6.5 kilometre uzunluğundaki taş duvar Çıkrıkkapı'yı yıllarca vahşi hayvanlardan korumuş, bugün ise otlakları koruyor'

Hacı Abdullah Zade tarafından 1610’lu yıllarda Rum işçilerine yaptırılan bu dev yapının uzunluğu 6500, yüksekliği ise 1.5 metre,Çambaşı, Mıcıklı deresi, Çıkrıkkapı ( Batı düzü), Bardaklı mezarlığı, Karyalağı, Karabacak, Kaymasoğlu tarlası diye adlandırılan bölümler duvarın hududunu oluşturuyor


EN ESKİ KİTABELİ MEZAR

Hacı Abdullah Zade Mü sellim Hacı Osman Efendinin mezar taşı 1111 (1699) tarihlidir Hacı Abdullah zade Müsellim Osman efendinin mezarı ile (Çin git) Uğrak köyünde bulunan Hasan Beşe oğlu Mahmut Beşe'nin ölüm tarihi 1703' Mezarlar bölgede tespit edebildiğimiz en eski kitabeli mezarlar olarak kabul ediliyor.

 



 
 

YAYLA ŞENLİKLERİNİN DOĞUŞU

Yayla şenliklerinin temelinde Doğu Karadeniz Bölgesinde yaygın bir gelenek olan “OTÇU GÖÇÜ” yatmaktadır.

 

Mısırların 20-30 cm. büyüdüğü zamanlarda aralarda sık biten kısımların araları 30-40 cm. açılacak şekilde sökülmesine “SIK KAZMA” dibindeki otların ikinci kez temizlenmesine ve fındık bahçelerindeki otların tırpan veya oraklar la biçilmesine de “OT BİÇME” denilmektedir.

 

Bu işlerden iyice yorulan ve işleri biten cenikliler (köy ve şehirlerde oturanlar) yorgunluklarını atmak ve eğlenmek için temmuz ayı içinde yaylalara yaptıkları toplu gezi ve ziyaretlerine “OTÇU GÖÇÜ” denir.

 

Zaman olarak mısır otunun alınması ile fındık toplamaya başlama zamanı arasında kalan 15-20 günlük süredir.

 Genellikle Perşembe ve Cuma günü yaylaya götürülecek yiyecek ve giyecekler paketlenir, yola çıkılır. Geçmişin getirdiği örf-adet gereği yolculuk sırasında pınarbaşlarında oturulur. Yenilir – içilir türkü ve horanlar söylenir.

 

Bu güzel geleneklerin kaybolmaya yüz tuttuğunun sezinlenmesi üzerine eski günlerin tekrar yaşanması amacıyla yayla şenlikleri düzenlenmeye başlanılmış ve büyük ilgi görmüştür.








Bu haber 5,131 defa okundu.


yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok