Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle

EHL-İ BEYT ÜNİVERSİTESİ KURULMALI

EHL-İ BEYT ÜNİVERSİTESİ KURULMALI

“Sadece İslam aleminin değil, bütün insanlığın fert ve toplum planında kurtuluşu, Ehl–i Beyt’in hayat tarzı olarak yaşanmasına bağlıdır” diye konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “Bunun için de Ehl–i Beyt Üniversitesi kurulmas

5 Kasım 2011 22:39
font boyutu küçülsün büyüsün


“Sadece İslam aleminin değil, bütün insanlığın fert ve toplum planında kurtuluşu, Ehl–i Beyt’in hayat tarzı olarak yaşanmasına bağlıdır” diye konuşan Prof. Dr. Haydar Baş, “Bunun için de Ehl–i Beyt Üniversitesi kurulması gerekir” dedi

Uluslararası Ehl–i Beyt Sempozyumu’nda tarihi bir konuşma yapan Prof. Dr. Haydar Baş, velayetin şahı İmam Ali (a.s.) Efendimizin devlet yapılanması hususunda en güzelörnek olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“İslam hukukunu ve her konuyu içeren hadisleri yazan Hz. Ali, bugün var olan  Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay’ın vazifesini ifa eden bir temyiz mahkemesi niteliğindeki Mezalim Mahkemeleri’ni oluşturmuştur. İlk kez bugünkü manada hapishaneleri kurmuştur.

İmam Ali’nin devlet anlayışı “baba devlet” olup, devlet, halkın tüm ihtiyaçlarını karşılamalıydı. Devlet anlayışı adalet üzerine kurulu idi. Onun döneminde devletin gelir kaynakları zekat, haraç, cizye ve ganimetten oluşmakta idi. Hz. Ali’ye göre vergi, halka hizmet ve ülke kalkınması için harcanmalıdır. Ve yalnız O’nun döneminde tıpkı Hz. Peygamber (s.a.v.) dönemindeki gibi Beytülmal’den insanlara eşit miktarda maaş verilmesi uygulamaya geçirilmiştir.

Dış siyasette  barıştan yana olmasına rağmen, savaş zamanları için özellikle orduyu idare edecek komutanın önemine değinirdi. İmam Ali’de (a.s.) şecaat doruk bir noktadır ve O’nda kadere teslimiyet vardır. Hz. Peygamber ile Tebük seferi dışında bütün savaşlara katılmış ve O’nu canı pahasına savunmuştur. Bedir savaşında 72 kafirin en az 24’ünü öldürmüş, 18 kişinin öldürülmesine de yardımcı olmuştur. Uhud savaşında, şirk ordusunun bayraktarları 9 kişi idi. Hepsi de Ali’nin güçlü elleri ile helak oldular. (el–İrşad, Şeyh Müfid, s. 47)

Uhud savaşındaki Peygamberi koruyan şecaati için Cebrail gelerek, "Bu, Ali’nin gösterdiği kahramanlıkların en üstünüdür" buyurduğunda, Hz. Peygamber (s.a.v.) O Bendendir, Ben de O’ndanım" buyurmuştur. (İbn Esir, el–Kamil–ü Fi’t–Tarih, c. 2, s. 154) Hayber’in fethi öncesinde, Hz. Peygamber (s.a.v.), “Yarın sancağı öyle birine vereceğim ki, O, Allah ve Resulünü sever, döne döne vuruşur, asla düşmana sırt çevirip kaçmaz. Allah onun önünü açar. Cebrail sağında ve Mikail de solunda olur"(Tarih–i Taberi, c. 2, s. 300) buyurmuştur.

İmam Hasan ve İmam Hüseyin Sıffin savaşında babaları İmam Ali’nin (a.s.) yanında yer almışlardır. Burada belirtmeliyiz ki, İmam Hüseyin’in (a.s.), 72 kişilik kafilesi ile 30 bin kişilik ordu karşısında verdiği mücadele  de hem şecaatte doruk bir nokta ve hem de kadere bir teslimiyettir.

İmam Ali (a.s.), idarecilerin halkla kaynaşmasından yanaydı. Toplumsal sınıflar arasında hiçbirinin diğerine karşı hak sahibi olmadığını söylerdi. O’na göre hepsi birbirini tamamlamakta idi.”

Sünnet’i Ehl–i Beyt’in talebeleri ihya eder

“İmam  Muhammed Bakır (a.s.) ve İmam Cafer (a.s.) dönemlerinde Ehl–i Beyt’in ilim yönü gelişmiş, Ehl–i Beyt’in fıkıh, tefsir, hadis ilmi ile yoğrulan talebelerden oluşan salih bir cemaat oluşturulmuştur” tespitini yapan Prof. Baş sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim Ehl–i Beyt Üniversitesi kurulmasını talep etmemizin bir nedeni de budur. Hz. Peygamberin (s.a.v.) sünnetini ihya edecek olanlar Ehl–i Beyt’in mektebinde yetişebilir.

Hülasa, Hz. Ali’nin devlet anlayışında, idari meseleler, iktisadi hayat, hukuk ve adalet, eşitlik ve insan hakları, hürriyetler ve düşünce özgürlüğü, toplumsal sınıfların uyumluluğu, idarecilerin halk ile kaynaşması, ordu, dış siyaset anlayışı, mahkeme usulü, hapishaneler, mezalim mahkemeleri, fiyatların denetimi gibi unsurlar vardır.

Bu sebeple, bütün bunlardan ortaya çıkan netice, bu konuların tamamında İmam Ali’nin hayatı araştırma ve tez konusu yapılmalıdır. Ve adına üniversiteler kurulmalıdır.

İslam dünyasına bakıldığında gerek ferdi planda, gerekse ictimai manada yani toplumsal manada, İslam’dan ve de kulluktan uzaklaşıldığı, Müslümanlığın sadece sözden ibaret kaldığı dönemler yaşanmaktadır. Bu dönemlerde bireyler, müslümanız deseler de uygulamada İslam’ın bütün detaylarından uzaklaşıldığı görülmektedir. Ayrıca, batı hayranlığı ve hayatı Müslümanların ve İslam ülkelerinin hayat tarzı olduğu için, iman noktasında bireylerin İslam’dan uzaklaştığını görmekteyiz. Ahlaki yapılanmalarında güzel ahlaktan uzaklaşılmış, ahlak–ı zemimenin uygulayıcısı noktasına gelmiştir. Bu vaziyet karşısında İslam dünyasında olması gereken, Peygamber (s.a.v.) Efendimizin zühd ve takva yolunun tekrar hayata geçirilmesidir. Bunun hayata geçebilmesi için de, Ehl–i Beyt terbiyesinin bütün Müslümanların ortak değeri olmasından yanayız.

Sadece İslam aleminin değil, bütün insanlığın fert ve toplum planında  kurtuluşu, Ehl–i Beyt’in hayat tarzı olarak yaşanmasına bağlıdır. Bunun için de Ehl–i Beyt Üniversitesi kurulması gerekir. İslam dini, son dindir. Ve onun peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz son peygamberdir. İslam’ın Hz. Peygamberle gönderilmesinin asıl sebebi de beşeriyetin tamamının en son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)’e tâbi olması, İslam dinini yaşaması içindir. Huzur ve mutluluk, Peygamberimizin hayatını hayatımıza geçirmemize, yani Ehl–i Beyt’e yakın olmamıza bağlıdır. Huzuru, saadeti, mutluluğu arayan dünya insanlığının tek kurtuluş yolu ve çaresi vardır; o da İslam dininin müşahhas hali olan Ehl–i Beyt’i anlamak ve yaşamaktır.”






Bu haber 1,277 defa okundu.


yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok