Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
2.11
2.84
0.00


GÖRELE AĞZI SÖZLÜĞÜ

GÖRELE AĞZI SÖZLÜĞÜ

Görele haber sitesi yazarlarından Şahin UZUN'un Görele ağzı ile ilgili sözlüğü'nün ilginizi çekeceğini umuyoruz.

23 Haziran 2008 00:34
font boyutu küçülsün büyüsün


Daha önceki yazılarımda Görele ağzı üzerine 1974 yılında yaptığım İstanbul Üniversitesi Ed. Fak.Türkoloji bölümü bitirme tezimden söz etmiş ve güncelleyerek yeniden yayınlayacağımı bildirmiştim. Bu çalışmalarımın sona yaklaştığını ve bitirmek üzere olduğumu söyleyebilirim. Kitabın adı: Görele ağzı, metinler, derlemeler,

Gramer ve sözlük’tür.

B u çalışmalarımın yayınlanmadan önce bazı bölümlerini tartışmayı ve eklemek istenilen, unuttuğum, bilmediğim bazı sözcükleri de sizlerden öğrenebileceğimi düşündüm. Bir tane bile yeni sözcük bulursam sevineceğim.

Kalıcı ve önemli olması için önerileriniz ve eklemeleriniz çok yararlı olacaktır.

Aşağıdaki satırlarda ''GÖRELE AĞZI SÖZLÜĞÜ' nün A ‘ dan G ye kadar başlayan sözcüklerini göreceksiniz.

Sözcüklerin farklı anlamlarına ve bu harfler ile kullanılan ve burada unutulmuş, yada bilemediğim sözcükler için ilavelerinizi bekliyorum.

Görele ağzı ile ilgili kitabımın gecikmesinin bir nedeninin de transkripsiyon (ÇEVİRİYAZI) işaretlerinin basımındaki güçlükler olduğunu da belirtirim..Yöremize has ses ve anlatım özelliklerinin yazıya dökülmesi için mevcut alfabemiz yeterli değil.Örneğin e harfi normal ve kapalı e olarak iki şekilde kullanılıyor.Nazal ne denilen n harfinin Görele ağzındaki söylenişini yazıya aktarmak normal alfabe ile olanaksız.Bu yüzden transkıripsiyon harflerine ihtiyaç var.

Eleştiri ve önerilerinizi bekliyorum. Ayrıca burada yazılan sözcükler kitaplaşırken özel işaretlerle söylendiği gibi yazılmaya ve ağızda kullanılan şekilde okunması için gayret gösterileceğine de dikkatinizi çekerim.


AGA : Küçük kardeş veya kardeş.Sevgi belirtmek için de kullanılır.

ABA : Abla,yada kendinden büyük bayana söylenen hitap sözcüğü.

ABA-ZIPKA : Bir çeşit mahalli giysi.Zıpkanın pantolonu, baldırlar geniş dizden aşağısı dardır.

ACA : Acaba!

ACCUK : Azıcık,çok az.

ABUL,ABRUL : Nisan

AFGURMAK : İstenmeyen şekilde bağırmak,beğenilmeyen sözlere karşılık hayvan sesi nitelemesi yapmak. ‘’AFGURMA,FENA YAPARIM’’

AFUR : Ahır,hayvan barınağı.

AĞAZA GİTMEK : Geceleyin lüks lambası ve CEMEK denilen aletle çıkılan balık avı.

AĞILTI : Sulandırılmış ayran.

AHACUK : İşte,burada...

AĞDA : Pekmezin üzerinde biriken sarı ile kahve rengi arası tabaka.Özellikle dut pekmezinde olur.

ALAF : Sık örtülü bitki yaprakları . ''Al eline girebi ,kalk gidelim alafa'' Hayvanlara yedirmek için kesilen yeşil yapraklı küçük dallar.

ALAMUK : Bunaltıcı sıcak hava.Genellikle nemin az olduğu ,Güneşin kapalı olduğu havalar için söylenir.

ALAVUZ : Yılışık,sözden anlamayan,arsız.

ALIŞMAK : Tutuşmak,alev alev yanmak. ''Ali amcanın sapotluğu alışmış,...''

ALDAŞ : Şaşırtmak,çalımlamak,yanıltmak.

ANDAL : Bataklık,bulanık gölcük.''Andalda çok sazan balığı varmış.''

ANDIR : Hoş olmayan,sevilmeyen ya da istenmeyen şeyler için söylenir. ''Andır galsın sevdalık''.

ANNAK : Görülebilen uzakça yer.

ANNAKLAMAK : Yüksekçe bir yerden çevreyi kolaçan etmek.''Git bir annakla bakiim aşamahallede kimse varmı''

ANUK : Nane

ARDAF : Terbiyesi,eğitimi olmayan,yüzsüz kimse.

ARI : (ilk a uzun) Yön belirtir.’’gırandan aarı ‘’

ARUK : Beyazlamış,rengi solmuş.

AŞGANA .Mutfak.

AŞAK : Yün eğirmede kullanılan EĞERCEK'in alt kısmındaki yuvarlak parça.bk.''.Domuzaşağı.''

ARDİYE : Sonuncu,özellikle çocuk oyunlarında '' sen sift ben ardiye '' şeklinde kullanılırdı.

ATDAMAK : Sık bitkilerin ve özellikle fındık ocaklarının ayıklanması işi.

ATBİBERİ : Bir çeşit yeşil ot.Özellikle dere kenarlarında yetişir.

ATİŞLİK : Mutfakta ateş yanan yer,ocak başı.

AVU : Orman gülü bitkisi.Görele civarında geniş bir yörede yetişir,odunluk olarak da değerlidir.Avu ve Saravu adlı iki çeşidi sık görülür.

AVUZ : İnek doğurduktan sonraki bir kaç gün içindeki sütten yapılan pelte.

AŞAM : Akşam.

AŞAMCAK : Akşam olduğu zaman. ''aşamcak camide görüşelim'''

AYAMAK : Fidanları budayıp düzetmek,ayırmak.

AYDAŞ : Küçük çocuklara tacizde bulunan yaşlı kişi

AYAMA AD .Takma ad.


BAĞA : Bana ‘’orağı bağa ver’’

BAĞLAK : Kara denizde eğimli arazilerde ,araziyi düzeltmek için yapıla küçük setler.

BALDIRAN : Ağaçlık yerlerin altlarında yetişen ve sapları pişirilerek yenen bir bitki.

BANDIK : Mısır tarlalarında mısırların diplerinde yetişen yeşil ot.Yemeği de yapılır.

BAZLAMA : Buğday unundan Sac üstünde yapılan bir çeşit çörek.

BAÇA : Fındık bahçesi.

BASUK : Kısa boylu,cüce. Genellikle kısa bolu topluca hanımlara ,olumsuz sözler söylenirken kullanılır.

BAYAK : Demin,biraz önce.

BANIM : Bir parça ekmekle yenilecek kadar.

BAKIRAÇ : Bakırdan veya alüminyumdan yoğurt kabı.

BARABELLÜ : Parapellum,tabanca.

BATMAN : Ağırlık ölçüsü.

BEK : Hızlı ,sert,katı.

BEKİTMEK .Hızlıca vurmak.''kafasına odunu bekittim''

BELERTMEK : Gözünü irice açmak,sevimsizce bakmak.

BEZENE : Bezelye.

BERİNNEMEK : Uykudan irkilerek uyanmak.''yaylanın çimeninde oturdum serinnedim.Bayan geçti yanımdan uykuda berinnedim.''

BILDIR : Geçen yıl.

BIZIK : Koşma,sıçrama.

BIZIKLAMAK : Sıçrayarak koşmak.Özellikle baharda otlamaya çıkan genç danalar bızıklayarak koşar.

BİLE : Birlikte

BİLECAN : Falcı,kayıp bilen ,geleceği bildiği söylenen.

BİLLEMEK : Biriktirmek,bir araya getirmek.

BİLEKİ : Ekmek kabı,mısır ekmeği pişirilen içi oyuk taş.

BOSTAN : Hıyar,salatalık.

BOĞUSAK : Çiftleşmek isteyen hayvan.

BÖĞÜLCE .Börülce,fasulye.

BÖCÜK : Böcek.

BOKUÇ : Küçük,yuvarlak taşlarla oynana oyun.

BÖÖN : .Bugün

BUCAKLIK : Mutfak,yemek yapılan yer.

BUN : Sıkıntı

BUYMAK .Üşümek

BÜRÜNCEK .Baş örtüsü.

BOYUNA .Sürekli,devamlı

CAMADAN : Yün ve kıldan dokunan desenli sırt çantası

CAPLAMA : Bahçe kenarlarına yapılan ağaçtan engel. Genellikle yarılmış ağaç kullanılır.

CAHT ETMEK : Bir konuda sonuna kadar direnip,yapmak.

CAMIŞIĞI : Camlı gaz lambası.

CAYDAK : Çıplak,örtüsüz.

CANAK : Sağanak yağmur

CECİM : Kilim

CERLEMEK : Bağırmak,azarlamak

CEMEK : Geceleri derede balık avlamak için yapılmış alet.uzun bir sopanın ucunda ağzı çatallı bir alet

CEMBER .Baş örtüsü.Keşan’ın altına giyilir.

CEMİLE .Camdan bilye.

CENNİK : Yayla olmayan,yerleşim yeri. ‘’yayla ,cennik bir oldu’’

CIDIK : Kuş avlamak için yapılan tuzak

CIBACI : Ot yatağa doldurulan kuru ve küçük otlar.

CIFDIR : Becerikli

CIBBAN : Alkış

CIBARTMAK : Kesilmiş ağaç dallarının küçük yan dallarını tek tek kesmek.

CIBARTDAMAK : Bahçelerdeki zararlı ve lüzumsuz bitkileri ayıklamak.

CIMBIŞ : Eğlenceli

CIRITTA : Kızgın yağda pişirilen hamur tatlısı

CIRMAK : Pençe

CINGAN .Çingene

CIVIZ : Oyunbozan

CIBIL : Derin olmayan su,dibi görünen

CIYMUK : Çatal

CİCİK : Meme

CİNİBİZ : Kurnaz,üçkağıtcı

COLAP : Üzüm,dut gibi meyvelerin haşlanmış posası.

CÖBRE : Colap’ın süzülmüşü

CUHAR : Fındık zamanı görülen humma gibi bir hastalık.

CUKHARLAMAK : İshal ve ateşle hasta olmak.

CÜCÜK : Yavru kuş veya kümes hayvanı

ÇABULA : Bir çeşit ayakkabı

ÇANGAL : Özellikle fasulyeye dikilen uzun sopa.

ÇAYTAK : Aksayarak yürüyen

ÇARA : Döllenme zamanı hayvandan gelen sıvı.

ÇATMA : Ahşap evlerde iki odayı ayırmak ta kullanılan tahta perde

ÇAKAL YAĞMURU : İnce ince yağan yağmur.

ÇAKILDAK : Dere kenarında ufak taşlar..Olmamış meyve için de kullanılır

ÇARUK : Çarık

ÇALPAMAK : Çalkalamak,karışmasını sağlamak.

ÇATMAK : Kavga etmek için,laf söylemek.

ÇAŞU : Çarşı

ÇARPI : Özellikle ceviz dökmeye yarayan uzun sopa

ÇAVMAK : Güneş doğmak

ÇEBİÇ : Küçük keçi

ÇEÇ : Kabuğundan soyulmuş fındık

ÇEKMEN : Başa takılan üstlük.’’yağmur yağıyu ,yağmur.Al başına çekmeni’’

ÇEF : Bir çeşit bodur bitki

ÇELLEMEK .Üşümek

ÇENTİ : Küçük bez çanta

ÇENCİK : Kapı mandalı

ÇENTEMEK : Yontmak

ÇIRAKMAN : Yarmaçaların korunması için yapılan yığın,üzerine lamba konulan tabla.

ÇIKMAĞINA GETİRMEK : Denk getirmek.’’çıkmana getürdü,avladı’’

ÇINGIL : Bir cins erik

ÇIĞIRMAK : Bağırıp feryat etmek.

ÇIRTLIK KUŞU .Serçeye benzer küçük kuş

ÇIRPMAK .Budamak

ÇITLAK : Ateş parçası.kor

ÇITIRUK : Bir cins ağaç

ÇITIL : Kurumuş,karışmış bitki örtüsü.Dolaşmış ip

ÇILPAN : Şamar,tokat

ÇİT : Ev önündeki tarla

ÇIRNIK : Küçük boyda kayık

ÇINAMAK : Çiğnemek

ÇORT : Dikenlik

ÇOMURTMAK : Koparıp sıkmak

ÇÖĞÜR .Mısır sapı

ÇÖTÜRE : Sepet

ÇUL TAKMAK .Oyunda el kazanmak

ÇÖPÜR : .Keçi kılından yapılan çorap,torba

ÇÖTEN : Örülmüş çubuktan mısır deposu,dereye yapılan balık tuzağı

ÇÖTÜRE .Sepet cinsi

ÇOTANAK : Birkaçı bir arada fındık (topur)

ÇINAMAK : Çiğnemek ,üzerine basıp ezmek.’’Çocuğu araba çığnamış’’

ÇI-ÇI ÇIIRMAK : Avaz avaz bağırmak


DALDA : Yağmurdan korunmalı yer.

DARI : Mısır

DALAMAK : Köpekleri avlarını parçalamaya alıştırmak.Bir anda ısırıp kaçmak.

DASTAR : Bir cins dokuma yer örtüsü.Kilim

DADDUK : Tatlı,şekerli

DAVUN : Veba. ‘’Davun ye’’,diyerek azarlama anlamında da kullanılır.

DAYANÇI : Payanda,destek

DEBERTMEK : Karıştırmak.

DEĞMEN : Değirmen.

DEPEBIZIK .Takla

DEPÜK : Islak olmayan,temiz yer.

DEYDAA : İşte orda. (deyha)

DEKMÜK : Tekme.

DIBIÇ : Meyvenin sap kısmı. Kıç .Ayrıca hakaret sözü olarak ta kullanılır.’’dıbıç ağızlı’’

DIGIL : Yavaşça

DIGILLAMA : Bilye oyununda eğimden istifade yavaşça yuvarlama.

DINGIL : Bir sapa bağlı ve sallanan eşya ya da bitki.

DIRMAÇ : Yün ve kıldan yapılan ve yük taşımakta kullanılan genişçe ip.

DIBIR : Kıç

DIVILDAK : Küçük yuvarlak meyve veya yumru sebze. ‘’elmalar dıvıldak’’

DİBEK : Bulgur yapılan içi oyuk taş.

DİBLE : Çeşitli sebzelerden yapılan yöresel yemek

DİM : Bir çeşit bilye oyunu

DİKİN : Fındık fidesi

DİZLİK : Don

DİŞE : Değirmen taşının çentikleri

DİŞEMEK .Değirmen taşını çekiçle çentikli hale getirmek. ‘’değirmen döne döne ,yidiya dişesini ‘’

DİNELMEK .Ayağa kalkmak

DOBİÇ : Kısa boylu şişman

DOMAL .Barbunyaya benzer fasulye

DOMUZAŞAĞI : Kökleri zehirli ve yuvarlak bir bitki.Bazen balık avlamakta kullanılır

DONAM : Balıkçılıkta takım

DOMBAK .Kestane.Kaba içi boş

DOZİRİK : Cevizin içi oyularak yapılan fırıldak

DÖŞEME : .Bir cins lahana yemeği

DÖNDERME : .Hamsi ve fasulyenin tavada mısırla yapılan kızartması

DÖNEK : .Derelerde özellikle derin yerlerde suyun anafor yaptığı yer

DÜDEK .Olgunlaşmamış meyve.Meyveleri patlangaçta kullanılan bitki

DÜVE : Genç inek

EBRÜK : Yıpranmış

EBRÜMEK : Yıpranmak,eskimek

EĞEN : Gövde,Üst -baş

EBE : Büyük anne,nine.Doğum yaptıran kadın

ECÜNNÜ .Cin

EGEZLENMEK .Gırgıra alınmak

EĞERCEK : Yün eğirme aleti

EKENEK : Ekilecek,ekilmeye elverişli yer,tarla

EKMEK ETMEK .Ekmek yapmak

ELAVI : Çıplak elle yapılan balık avı

ELAVINA : El yordamı ile

EMEN .Kale,nokta. ‘’Haşim ! emeni bekle’’

ELMEK : Bir elin aldığı kadar,tutam

ENEKE : Oyunda kullanılan bir terim.

ESSAH : Sahi,gerçek

EHEM : Küs olunan kişi

EME : Ama

ERİNMEK : Canı yapmak istememek.

EVMEK : Acele etmek.

EŞGÜN : Yaşlı,kart

EŞMEK : Kazmak

EŞÜN : Mısır ekmeğini çevirmede kullanılan saplı alet

EVCÜK : Çocuk oyununda ev

EVZA : Kibrit

EYLENMEK : Mola vermek. ‘’bıraz elen ,yoruldum’’. Y harfi belli belirsiz söylenir.

EYVERMEK : Çağırmaya karşılık,sesle yanıt vermek. ‘’çariim çaariim,bi eyvermiyu’’


FAŞIRTI .Su sesine benzer ses,parazit

FAKIRTI : Gürültü

FAKIFAKI : Kaynayan suyun sesi

FASIRATMAK .Sokmak,delmeye uğraşmak

FERİK : Genç tavuk

FERİK ELMASI : Bir cins elma

FER : Işık

FEŞEL : Yaramaz,afacan

FIRAKLI : Çubuktan örülen engel,korumalık

FİNNURİ : Camsız petrol lambası

FIŞIRTMAK .Fırlatmak,uzağa atmak

FIŞGI : Bok,dışkı

FİDİL .Küçük fidan,lambanın fitili

FİLİSBİT : Ağzına kadar dolu (çuval,şelek)

FOLTAK .Gevşek,bol

FÖSÜK : Konuşurken anlaşılmayan kimse,bozuk konuşma

FODUL : Dik kafalı,itirazcı

FOL : Yumurtanın kümeste sürekli duranı


GABALAK : Bir cins geniş yapraklı ot

GABAN : Taşlı topraklı,bayır tarla

GABARTDAK .Yeşil düdek halinde incir.

GABİYET : Kabahat,suç

GALEMLİK : Baca

GALUK .Evde kalmış

GAKMAK : Kalkmak

GAMİT .Olumsuzluk anlatan takma ad

GAMBALAK : İri toprak veya taş parçası

GAMBAK : Çıplak,kel ‘’gambak gafalı adam’’

GANDAK : Özensiz dikiş,teğel

GANDAKLAMAK .Tutturmak,teğellemek

GANDAZ : Kekeme

GARGALAK : Selle gelen odun,dal parçaları

GARUK : Toprak set,mısır sapı

GARAMUK .İçi boş, hastalıklı fındık

GARIMAK : Değirmen taşının dişlerinin düzleşmesi.’’bizim demen daşı garımış’’

GARİGEN : Bir çeşit ağaç,dişbudak

GALAŞ :

GAŞ .Uçurum

GANTAR : Ağırlı ölçüsü,’amcamın 20 gantar fıdığı olur’’

GATIK : Ayran

GASIT : Kasten

GASITTAN : Yalandan

GAVSUL : Fındığın kabuklu hali

GAYBANA : İstenmeyen,kötü,yakışıksız

GAYGANA .Tuzlu hamsi ve unla yapılan yemek

GATIROTU : Bir çeşit bitki,kaktüs

GAVUNÇ : Cinsel organın darbe sonucu şişmesi

GAVUNÇ OLMAK : Beklemekten sıkılmak

GAYTARMAK : Sıvışmak,kaçmak

GIRMAK : Koparmak,üzmek

GAZEL .Kuru ağaç yaprağı

GARABAZAR : Aşağı yukarı,eh işte o kadar

GARPIŞMAK : Oynaşmak,güreşmek

GELEK : Yaprak

GECİN : Fasulye dış kabuğu,samanı

GEÇEK : Merdiven

GELBERİ : Tırmık

GENDEME : Kalın çekilmiş mısır

GELDER : Ağaçtan yapılmış hayvan yal kabı

GEVGENE : Bir tarafı kıllı battaniye

GENELİK : Defalık,böylelikle

GERO : Dal çekmekte kullanılan çengelli sopa. (gerevu)

GI : Kız,hanımlara hitap sözü.

GILİK : Mısır ekmeği sacında ortadaki en küçük ekmek

GIMILGIMIL .Çok yavaş,uyuz

GINDIRA: Hasır yapmada kullanılan uzun yapraklı ot

GINUK : Utanmaz,arsız

GIRBIÇ : Kurbağa

GIRNAP : Kenevirden ip

GIRAN : İki yamacın kesiştiği yerdeki düzlük

GILDIR GIBIÇ : İşe yaramayan şeyler,önemli olmayan eşya

GIRS : Cimri

GISIRUK .Kuytu,dar

GIBIÇ GEÇMEK : Denk getirememek,oyunda uska geçmek

GICIMUK OLMAK : Kızışmak,içi kaynamak

GICIRUK KAPI : Tahta ve dallardan yapılan,ses çıkaran bahçe kapısı

GILMUÇ : Küçük ağaç parçası.’’ayağıma gılmuç battı’’

GIDIK SEPET : Küçük örgü sepet

GIRKLIK .Koyun kırpma makası

GIÇMUK .Tekme,katır ve eşek için daha çok kullanılır

GIYNAK : Üzüm salkımının küçük dalları ‘’bir gıynak üzüm ver’’

GİRİNMEK : Yüklenmek,işe başlamak

GİREBİ : Ağzı düz ucu kıvrık balta

GİRİNTİ : Ağzı oarak gibi alet (kirintu)

GOLLUK : Kola ve omuza takılarak taşınan torba

GOBUZLANMAK : Övünmek,şişinmek

GODESBANA : Becerikli

GOMİT : Derede yaşayan kaya balığı

GOŞAMA : Bir avucun alabildiği kadar

GOVERMEK : Salmak,salıvermek

GOPCA : Düğme

GOT : Taneli meyve ve tahılları ölçmeye yarayan kap

GOZAK : Ham ,olmamış meyve

GORUK : İçi boş,çürük

GOPÇA .Kopça,düğme

GONDURA .Bilye oyununda bir terim

GÖĞ .Yeşil ,olmamış

GÖĞÜSLÜK : İlkokul önlüğü.

GÖĞSÜGIZIL : Serçeye benzer bir kuş

GÖGEK .Yeşil ceviz meyvesi

GÖNÜMEK : Meyvelerin çürümeden,kahverengi olup yumuşaması

GÖRGÜLÜK : İbret alınacak olay

GÖRGÜLÜK GÖRMEK : İbret alınacak şey görmek

GÖLMEÇ : Küçük su birikintisi

GUVAK : Saçtaki kepek

GUDURUK : Azgın,kudurmuş

GULUBECEK : Perde ayaklı kuş (karabatak)

GURUŞGA : Maşrapa

GUŞLUK : Sabahın erken saatleri

GUYTAK : Çukur ,derin olmayan su.

GUŞANA : Kuşhane tencere

GUVALAK : Baykuş

GUVALDAMA : Topuğuna basarak,alelacele giyilen ayakkabı

GUZ : Güneşin öğleden sonra vurduğu yerler

GÜBBEK : Tombul,sevimli

GÜDÜNE : Mısırın taneleri alındıktan sonra kalan koçanı

GÜLLÜK : Eğrelti otu

GÜVENEK : İri sinek,ineklerde kan içerek beslenir

GÜBÜR : Toz kırıntı parçaları

GÜPECEK : Güp diye ses çıkararak

 
eposta : sahin@uzun.name

http://www.gorelehaber.com/haber/haber_detay.asp?haberID=350

 








Bu haber 3,752 defa okundu.


yorumlayorum ekle


Yorumlar


  henüz yorum yok